Sadrazam Talat PaÅŸa
Tarih, 15 Mart 1921. Yer, Berlin. Birinci Emperyalist savaşa bir emperyalist kampa Turan hayalleriyle gözükara bir şekilde dahil olup yenilgi sonrasında bir Alman denizaltısıyla Almanya'ya kaçan İttihatçı lider Talat Paşa, tütün almak için sabah saatlerinde evinden çıktı.
Hardenberg Caddesi'nde 100 metre yürümüÅŸtü ki, İran'dan gelen 24 yaşındaki Soykırım suçlularının cezalandırılmaması karşısında bu suçları iÅŸleyenlerin peÅŸine düÅŸen Åžahan Natali’nin liderliÄŸindeki Nimesis örgütünden Sogomon Tehleryan tarafından vurularak öldürüldü. Üzerinden "Mehmed Said" adına düzenlenmiÅŸ sahte kimlik çıktı. Tehleryan’ın Berlin’de yapılan duruÅŸmasında beraat eder. Bunda Ermeni halkına uygulanan Soykırımın rolü olduÄŸu kadar Almanların da bu Soykırıma olan dahilleri gündeme gelmemesi için kısa süren duruÅŸmada Tehleryan beraat etmiÅŸtir. NYT Gazetesi muhabiri 16 Mart günü Berlin’den Talat’la ilgili ÅŸu haberi verir:
“ ALMANYA’NIN DOSTU OLARAK TALAT’IN YASI TUTULDU
ÖldürülmüÅŸ eski vezirin bir Berlin Bankasında 10,000,000 mark deÄŸerinde servete sahip olduÄŸu belirtildi.
Berlin, 18 Mart- Alman basını, Türkiye kesin olarak yıkılmadan bir kaç gün öncesine kadar Almanya’nın hakiki dostu kalan Talat PaÅŸa’nın ölümüne yas tutuyor.
Otoriteler, Talat’ın Berlin’deki varlığından habersiz olduklarını söyledi. Talat takma isimle Hardenbergstrasse’da yaÅŸadı fakat onun buradaki hemÅŸerilerinin bazıları onun varlığını biliyordu ve Talat, genellikle ülkesini sefaletten kurtarmaya gelen adam olarak algılandığı Motzstrasse’deki Türk DerneÄŸi’ne bazı zamanlar giderdi.
Talat’ın eÅŸi de Said Ali Bey’in hanımı kiÅŸiliÄŸinde (adı altında) Berlin çevresinde çok iyi tanınırdı. Çok kibar, modern ve kadın özgürlüÄŸünün savunucusu olarak düÅŸünülürdü. Talat’la evlenmeden hemen önce, açıkça örtüsüz görünerek Türk ulemasının öfkesine meydan okuduÄŸuna dair rivayet vardır. Talat’ın iÅŸleriyle derinden ilgileniyor ve İstanbul’daki belirli çevrelerle sürekli iletiÅŸim halinde olduÄŸu söyleniyordu.
Talat, modern Hardenbergstrasse’de çok geniÅŸ bir apartman kiralayabilecek ve kendisini Avrupa ve Türk konforuyla donatabilmesini saÄŸlayacak kadar bol miktarda paraya sahipti. Talat’ın, Deutsche Bank’daki kasada saklanan 10,000,000 marktan daha fazla olan servete sahip olduÄŸuna dair hikayeler vardır.”
Talat PaÅŸa'nın cenazesi uzun yıllar Türkiye'ye getirilemedi ve Almanya’da bir kilisede muhafaza edildi. Adolf Hitler, Türk-Alman iliÅŸkilerini kuvvetlendirmek için özel bir jest yapıp Talat PaÅŸa'nın kemiklerini 25 Åžubat 1943 tarihinde Türkiye'ye gönderdi. Talat PaÅŸa'nın cenazesi askeri törenle, Abide-i Hürriyet Anıtı'nın saÄŸ yanındaki 50 metre uzaklığa defnedildi. Talat’ın cenazesinin getiriliÅŸinin bir de eÅŸi Hayriye Hanım (Bafralı) tarafından nakledilen hikayesi vardır:
"... 1931 yılında, Almanya'da bulunduÄŸumuz yıllarda en yakın dostlarımızdan biri olan eski Deutche Bank Müdürü Wasserman bana bir mektup gönderdi. Alman kanunlarına göre. bir cenazenin gömülmeden en fazla on sene bekleyebileceÄŸini söyleyerek, müddetin dolmak üzere olduÄŸunu ve karar vermemi istedi.
Aradan geçen on yıl boyunca en büyük isteÄŸim, PaÅŸa'nın kemiklerini Türkiye´ye getirtebilmekti. Mektupla birlikte… Åžükrü SaraçoÄŸlu'na gittim. MeÅŸrutiyet öncesinde PaÅŸa'nın kendisine birçok yardımları olduÄŸunu her vesileyle söylerdi. Konuyu açtım, ‘Bu iÅŸ beni aÅŸar, gelin sizi Atatürk'le görüÅŸtüreyim’ dedi.
Ankara'ya, Çankaya KöÅŸkü'ne gittik. Mustafa Kemal ile çok eski yıllardan gelen bir dostluÄŸumuz vardı, özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında PaÅŸa ile görüÅŸmeler yapmak üzere evimize sık sık gelir, annesi Zübeyde Hanım, kayınvalidemle Selanik'te baÅŸlayan dostluÄŸunu İstanbul'da da devam ettirirdi
Çankaya'da baÅŸlayan görüÅŸmemiz o akÅŸam Tahsin Uzer'in evinde devam etti. Bazı bakanların da iÅŸtirak ettiÄŸi konuÅŸmamızda Atatürk, PaÅŸa'nın kemiklerinin nakli konusunda uzun uzun düÅŸündü. ‘PaÅŸam, Talât, rahmetinize muhtaç. Kanı orada döküldü ama, müsaade edin cenazesi vatanına gelsin’ dedim.
Atatürk ‘Biliyorsunuz Hayriye Hanım, Talât PaÅŸa'yla hiçbir düÅŸmanlığımız yoktu. Birinci harbe girmemizden onu hiçbir zaman suçlu görmedim, harbe katılmaya mecburduk, İstiklâl Savaşı sırasında da PaÅŸa'nın bizi arkamızdan vurması muhtemel azınlıkları önceden naklettirmesinden büyük fayda gördük’ diyerek, ‘Cenazesinin naklini benden ÅŸu anda istemeyin, Almanya ile bu konuda görülecek hesabımız var, izin verin ÅŸimdi gömülsün, zamanı gelince onu bizzat ben getirtirim’ cevabını verdi.
Ancak, bu iÅŸi yapmasına ömrü kifayet etmedi.”
SavaÅŸa dahil olmakla imparatorluÄŸun tasfiyesine neden olmakla birlikte Tehcir olarak nitelendirdiÄŸi uygulama ile de, yüzyıllardır anayurtlarında yaÅŸayan Ermenileri Soykırıma uÄŸratarak bu coÄŸrafyadan silen Talat, 1876 yılında Edirne´de doÄŸdu. Askeri rüÅŸtiyenin son sınıfında diplomanın verildiÄŸi sırada bir öÄŸretmenini dövmesiyle okuldan uzaklaÅŸtırılır. Babasının dostlarının araya girmesiyle tekrar okuluna dönüp diplomasını alır ancak diploma geç verildiÄŸi için Askeri idadiye gidemez. Talat’ın okul hayatı burada sona erer. Edirne posta telgraf idaresinde katiplik görevi ile devlet kapısını aralar. Bir süre sonra katipliÄŸin yanında Alyans Israelite okulunda Türkçe öÄŸretmenliÄŸi görevini de yürütecektir. Bu okuldaki görevi sırasında düÅŸünce yapısında yeni geliÅŸmeler filizlenir. Fransız Devrimi ile tanışır, Okul eÄŸitiminin Siyonist ilkeleri doÄŸrultusunda turtsuz Musevilerin bir ulus ve buna bir yurt yaratma düÅŸüncelerinden etkilenir.
Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi Hafız İbrahim’le tanışması Cemiyetle de tanışmasına vesile olacaktır. Mithat Åžükrü (Bleda) vasıtasıyla da Cemiyete üye olur. Talat’ın dahil olduÄŸu Edirne’deki Grubun ihbar edilmesi sonucu 1895 yılında Talat gözaltına alınır. Mahkemede 3 yıl ceza alır, iki yıl sonra bir affı ÅŸahane ile serbest bırakılırak Selanik’e gönderilir. Her sürgünde olduÄŸu gibi Talat’a da Selanikte bir maaÅŸ verilmektedir. Talat burada Cemiyet sempatizanlarıyla ilÅŸki kurmada gecikmez. Yeni bir çevre edinir. Bu yeni çevre sayesinde daha sonra Selanik posta idaresinden seyyar posta memurluÄŸu görevi verilecektir. Bu yurt dışından gelen yayınların ve bildirilerin Talat’ın eliyle ilgililere rahatça ulaÅŸtırılması demektir. Bu görev aynı zamanda iliÅŸkileri kurmada ve geliÅŸtirmede Talat’a ve Cemiyete çok önemli bir kolaylık saÄŸlayacaktır. Talat bu iÅŸlevi gözü kara bir ÅŸekilde yerine getirir. Mithat Åžükrü “Talat, hepimizden daha cesur, daha atak, dünyaya metelik vermeyen bir karaktere sahipti.
Önünde, arkasında dolaÅŸan hafiyelere raÄŸmen davranışlarından sapmıyor, hatta onlarla dalaÅŸmaktan geri kalmıyordu” der. Talat’ın Selanik’teki muhalifleri toparlamasına ve Cemiyeti yeniden ÅŸekilllendirmesinde bu seyyar posta görevi önemli avantajlar saÄŸlamıştır. Eylül 1906 da Cemiyet sempatizanlarını bir araya getirirerek gizli Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni teÅŸkil ederler, bu ilk toplantıda, Askeri rüÅŸtiye müdürü kaymakam/yarbay Bursalı Mehmet Tahir, Askeri rüÅŸtiyenin Fransızca hocası binbaşı Naki (Nakiyüddin Yücekök) Bey, Üçüncü Ordu müÅŸavirlik yaveri (Makedonya ıslahatında görevli İtalyan general Degergis’in yaveri) yüzbaşı Kazım Nami (Duru), Eski İzmir valisi Rahmi (Arslan) Bey, yüzbaşı Hakkı Baha (Pars) Bey, yüzbaşı Edip Servet (Tör), yüzbaşı İsmail Canbolat Bey, yüzbaşı Ömer Naci ve Mithat Åžükrü (Bleda) bulunmaktadır. Tahmin edileceÄŸi gibi grubun lideri tartışmasız olarak Talat’tır. Bir Heyet-i Aliye seçilir, bu heyet, Talat, Canbolat ve Rahmi Beylerden oluÅŸmaktadır.
Sonraları bu heyete Merkezi Umumi adı verilecektir. Cemiyette bütün kararları bu heyet alacak diÄŸerlerine onaylatılacaktır. 1907’den sonra Talat artık Selanik’te dikkat edilen ve önemsenen bir kiÅŸiliktir. Selanik’te Bulgar ayrılıkçıların eylemleri Talat’ta sılahlı mücadelenin önemini kavratır ve Ordu içinde teÅŸkilatlanmaya hız verir. Selanik’teki on kiÅŸilik çekirdeÄŸin 7’si asker kökenlidir. Bu nitelik ordu içinde teÅŸkilatlanmada bir avantaj saÄŸlayacaktır. Selanik´teki çekirdekten sonra Manastır’da örgütünün kurulması izler. Manastır’da Enver önemli rol oynayacaktır. Örgüte alınacakları saptar, merkezi umuminin onayını alarak onların yeminini yaptırarak Manastır örgütü kurulur. Bu ÅŸubenin karakteri ise üyelerinin askeri kimliÄŸidir. Manastır ÅŸubesinin önemli üyeleri arasında Resneli Niyazi ve Kazım Karabekir sayılabilir. Karabekir’in örgüte katılması Manastır örgütünü güçlendirdiÄŸi gibi ardından tayin edildiÄŸi İstanbul’da örgütün kurulması ve geliÅŸmesinde önemli bir rol oynar.
Cemiyet silahlı kuvvetler çevresinde hızla yayılmış, asker ve sivil üyeleri artmış, gizli ve ihtilalci bir güç olmuÅŸtur. Paris´tekiler de ülke içinde oluÅŸan bu güce ilgisiz kalamazlar. Selanik’e gizli olarak gelen Paris temsilcisi Dr. Nazım birleÅŸme anlaÅŸması yapmış ve örgüt Terakki ve ittihat ismini almıştır. 1908’e gelindiÄŸinde Rumeli´yi artık sadece örgüt kontrol etmektedir. 10 Temmuz/23 Temmuz 1908’de de İstanbul’u kontrol edeceklerdir. Talat’ın örgütü artık Cemiyet-i Mukaddes’tir. Talat’ın yanında Hafız Hakkı, Necip, Rahmi ve Hüseyin (Tosun) Beyler´le birlikte 19/31 Temmuz 1908’de İstanbul´a el koymak için Selanik´ten İstanbul’a hareket eder. İplerin Cemiyet’te (aslında Talat’ta) kalmak kaydıyla hükümetlere üye olarak Cemiyet’ten kabineye katılan olmaz ve Sultan Hamid’e de dokunmazlar.
Ta ki 31 Temmuz/13 Nisan 1909 tarihine kadar. Bu tarihte bir askeri ayaklanma olur ve Talat bir ara kontrolü kaybeder. Ayaklanmacılar Talat’ı aramaktadırlar (Talat’ı, daha sonra 1915’te ölüme göndereceÄŸi Kirkor Zohrab, saklayak kurtaracaktır. 1915’te Talat kendisine yapılan bu yardımı unutmuÅŸtur. Zohrab´Ä± Haziran’da Talat’la yaptığı görüÅŸmede Soykırımı kastederek ‘Neden bu suçu iÅŸliyorsunuz?’ Talat, ‘size verecek cevabım yok, biliyorsunnuz Ermeniler haindir’ yanıtını verir. Zohrab’da ‘Åžunu biliniz ki, bu kadar kolay kurtulamayacaksınız bu sorumluluktan; ben size hesap soracağım’ der. AkÅŸam yeniden BeyoÄŸlu’ndaki Cercle d’Orient Kulüp’te –İstiklal Caddesindeki ÅŸimdiki Saray Muhallebicisi’nin üstü- buluÅŸurlar ve baraber yemek yiyip kağıt oynarlar. Bu çok sıradan hep yaptıkları bir ÅŸeydir. Zohrab gece yarısı çıkar ve -ÅŸimdki GümüÅŸsuyu Askeri Hastenesinin karşısındaki GümüÅŸsuyu Palas Apartmanı´nın 3. katının sol dairesi- evine gider.
Sabaha karşı evine gelen polisler onu alıp ölüm yürüyüÅŸüne götürürler) Selanik´ten gelen Harekat Ordusu güvenliÄŸi kısa sürede saÄŸlar ancak bu olay Sultan Hamid’in sonu olacak, tahtan indirilerek sürgüne yollanacak yerine Talat’ın kolaylıkla kontrol edeceÄŸi Mehmet ReÅŸat’ı sultan olarak tahta geçireceklerdir. Bu deÄŸiÅŸim dönemin kartpostallarında da görülür. 1908 de Sultan Hamid yanında resmedilen Enver ve Niyaziye bunlar kim? diye bakmakta iken, 1909 da Enver ve Niyazi’nin ortasında yer alan Sultan Mehmet ReÅŸat’ın bakışı ben kimim? Anlamındadır. 1909 da aynı anda Kilikya’da Ermenilere karşı yerel İttihatçıların kışkırttığı geniÅŸ çaplı bir katliam hareketi baÅŸlar. İstanbul’daki ayaklanmayı kontrol altına alan Talat, Adana’ya da DedeaÄŸaç’tan bir taburu asayiÅŸin temini için gönderir. Bu sırada ateÅŸkes ilan edilmiÅŸ Ermeniler büyük güçlerin araya girmesiyle sılahsızlandırılmışlardır.
DedeaÄŸaç taburu nezaretinde sılahlı milislerce ikinci kıyım baÅŸlatılır ve Ermeniler 30 bin civarında kayıp verirler. Bu katliamda, Ermenilerin dışında diÄŸer gayrimüslimlerden (Asur/Süryani/Kildani, Rum-Melkitler) ve Arap milliyetinden kiÅŸiler hatta Amerikan miyonundan kiÅŸiler hayatlarını kaybederler. Adana’da 1909’da 1915’in bir anlamda provası yapılmıştır. Mizancı Murat bu olaylardan İttihat ve Terakki’yi sorumlu tutar.
Katliamların provokatörü İtidal Gazetesinin sahibi ve baÅŸyazarı İhsan Fikri’dir. İhsan Fikri, yayınlarıyla Müslümanları tahrik ederek olayların baÅŸlamasına sebep olmuÅŸtur. İhsan Fikri, olaylar sonunda bir ceza da almamıştır. OÄŸlu Cavit Oral yıllarca, CHP, DP ve AP sıralarına mebusluk hatta bakanlık görevlerinde bulunur.
1908’de Selanik’te baÅŸlayan bir askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Talat, 1912’de yine bir askeri grup olan Halaskar-ı Zabitan tarafından ikinci kez iktidardan uzaklaÅŸtırılır. Tekrar iktidarı eline geçirmek için Talat bakanlar kurulunu basıp nazırlardan birinin öldürüldüÄŸü meÅŸhur Bab-ı Ali baskınını tezgahlayarak imparatorluÄŸa el koyar. Artık ipler tamamen Cemiyet’in (Talat’ın) elindedir. O gün Talat’ın yönlendirciliÄŸinde eli sılahlı imparatorluÄŸa el koymak üzere Bab-ı Ali’nin önünde olanlar. Cemal, Enver, KardeÅŸi Nuri, amcası Halil ve Yakup Cemil aynı zamanda Ermeni Soykırımını gerçekleÅŸtiren kadro olması tesadüf deÄŸildir. O gün orada olanlar 30 Ekim 1918 tarihli Mondros mütarekesiyle imparatorluÄŸun çöküÅŸüne kadar imparatorluÄŸun kaderini elinde tutarlar.
1915‘te de Talat mimar olarak Soykırımdan baÅŸka bir ÅŸey olmayan tehciri tezgahlayacak diÄŸerleri uygulayacaklardır.
BaÅŸvezir Talat, 2 kasım sabahının erken saatlerinde bir Alman gemisiyle kaçırılır. Talat’ın İstanbul günleri sona erer.
Talat, Almanya’dan da Kemalist harekete destek verir. Hareketin liderleriyle yazışmalarını sürdürür. Almanya’da da Ermenilere ilgisini esirgemez. Ermenistan Cumhuriyetine askeri harekat için Karabekir’i cesaretlendirir. Karabekir’e bir mektubunda; Azizim Karabekir, eÄŸer askeri hazırlıklarını tamamlamışsan taarruzunu baÅŸlat demesi Ermenilerle ilgisini hala kesmediÄŸi anlaşılmaktadır.
Yazar: Sait ÇetinoÄŸlu
<< Tillbaka
|